MENÜ
Bipolar bozukluğu olan genç erkek hasta ile psikiyatristin görüşmesinden notlar 1


Bipolar (iki uçlu) bozukluk hastası ile psikiyatristin uyku uyanıklık düzeni, intihar, lityum kullanımı, ilaçların düşünce üzerine etkileri, ilaçların vücuda yan etkileri konusunda gerçek görüşme kaydı:

Prof. Dr. Haluk Savaş bu görüşmede tedavisini 4 yıldır sürdürdüğü geçmişte ciddi intihar girişimi olan ve halen tedaviye çok iyi yanıt vermiş olan genç erkek hasta ile lityum ilacı eklendikten sonraki sonuçları konuşmaktadır…

 

Psikiyatrist: …. Evet, lityum iyi geldi dediniz.

Hasta: Evet, lityum öncesi hastalığın bayağı bir geçmişi vardı. Elimde olmadan, sanki bilgisayar sürekli açık ve windows saldırı altında gibiydi. Sanki girmek istemediğim siteler, girmek istemediğim programlar eklenmişti.

Psikiyatrist: Lityumdan önce öyleydi…

Hasta: Aynen, lityum bir antivirüs gibi. Yani yazılımı toparladım. Artık o beni değil de ben onu yönetiyorum. Bilişsel olarak toparlayabiliyorum, hayata birçok farklı açıdan bakıp değerlendirebiliyorum. Eskiden böyle değildi. Herhangi birinin baskısı altına girmek, herhangi biri tarafından yönetilmek korkusu asgari düzeye indi. Önceden bunları ben değil de içerideki şey kontrol ediyordu sanki.

Psikiyatrist: Yani senin dışındaki bir merkez düşünceyi kontrol ediyordu öyle mi?

Hasta: Aynen benim dışımdaki merkez gibi.

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Ama lityum gerçekten de iyi geldi, gerçi şu an 9 ay oldu kullanmaya başlayalı.

Psikiyatrist: Daha önce intihar girişimin olmuştu.

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Ne zaman oldu bu girişim?

Hasta: 9 ay önce oldu.

Psikiyatrist: Evet 9 ay önce lityuma başladık.

Hasta: Evet. Daha önce de tavsiye etmiştiniz fakat ben dikkatimi dağıttığından ve unutkanlık yaptığından dolayı ilk başta biraz endişeli davrandım. Fakat hastalık düşünmemeniz gereken noktalarda düşünmeye yöneltiyor. Depresyondayken çokta mantıklı ve ileriye dönük kararları düşünemiyorsunuz. Çünkü depresyon o anı yaşatıyor…

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Yan odadaki olacak şeyleri düşünmeniz mümkün değil. Depresyondayken öyleydi, lityumu pek ciddiye almadım. Bulunduğum andan çıkaracak gücü olduğunu düşünmedim. Ama bunu bir yazılım gibi düşünmek gerek. Bir anda olmuyor, bir anda format atıp kurulum yapamıyorsunuz. Bunu zamana yaymak gerekiyor. Birçok klasöre bulaşmış oluyor bu.

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Lityum onları tek tek ayıklıyor, düzenliyor, klasörlüyor.

Psikiyatrist: Aslında söylediğin şey çok önemli. Lityum, özellikle saat gibi insanın uyku uyanıklık düzenini ayarlayan vücut saatinin genini (CLOCK geni) düzenliyor. DNA üzerindeki “yazılımı” etkilediği gösterildi yakın zamanda. Seninle hastalığının başından beri üzerinde durduğumuz uyku uyanıklık düzenini ayarlamaya çalışıyoruz ya…

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Zaman zaman zorluk da çekiyoruz. Lityumun o merkeze etki ettiği gösterildi ve etki düzeneği tartışılan bir ilaç. Şu ana kadar 5-6 tane ayrı mekanizmadan bahsediliyordu. Şimdi bu da tartışılıyor yani. Uykuyu düzenleyici etkisi yoluyla da hastalığı tedavi ettiği üzerinde duruluyor.

Hasta: Aynen, beynin belirli noktalarında fiziksel olarak da değişiklikler yapıyor olabilir. Çünkü lityum farklı bir element, üçüncü element…

Psikiyatrist: Hı hı ilginç.

Hasta: Beyne etkisi de yadsınamaz. Bu beyin ile alakalı bir şey. Biraz materyalist düşünüyor insan.

Psikiyatrist: Evet evet.

Hasta: Beyinle alakalı bir şey bipolar bozukluk. Oradaki biyokimyasal etkileşimler ile alakalı. Orada DNA çarpıtıyorsa şeyleri… Siz düşünerek bunun üstesinden gelemezsiniz.

Psikiyatrist: Çok güzel. O zaman bizzat mekanizma üzerinden düzeltmek gerek.

Hasta: Aynen. O zaman “yazılım” da toparlanıyor.

Psikiyatrist: Yani hem donanım hem de yazılımla uğraşıyoruz.

Hasta: Aynen.

Psikiyatrist: Sonuçları yazılım gibi gözüküyor ama aslında donanım etkileniyor.

Hasta: Donanım ile çok alakalı. Yani beyin sadece görmemizi, duymamızı sağlayan bir organ değil. Sınırlarını bilmediğimiz bir organ...

Psikiyatrist: Kesinlikle haklısın. Bu lityumun yanında sana ketiapin veriyoruz, uyku için. Ağırlık yapıyor diye onun dozunu biraz azalttık 50 mg’a düşürdük. Duloksetin nasıl?

Hasta: Duloksetin dediğim gibi severek başladım. Herhangi bir yan etkisini görmedim ama pozitif etkilerini ilk günden itibaren gördüm. Bunu bir paroksetinde yaşamıştım. Ama o beni maniye götürdü sanki…

Psikiyatrist: Maniye veya hipomaniye sokmuştu. 

Hasta: Aynen. Ama duloksetinde öyle bir sorun yaşamadım. Herhalde lityumun bir etkisi olabilir.

Psikiyatrist: Tabi lityumun dengeleyici etkisinden dolayı.

Hasta: Duloksetin lityumla birlikte iyi bir ikili oldu. Ketiapin de uyku için iyi oldu.

Psikiyatrist: Peki bu 9 aylık süreç içerisinde yeniden intihar düşüncesi oldu mu?

Hasta: Yok, hayır. Hiç intihar düşüncesi olmadı.

Psikiyatrist: Lityum intihar düşüncesini 8.5 kat azaltan bir ilaç. Bunu hangi mekanizmalarla yaptığını yeterince bilmiyoruz ama araştırma sonuçları bunu gösteriyor. Dolayısıyla aslında psikiyatrik hastalıklar için en olumsuz sonuçlardan biri intihar, ölüm. Bu hastalık için en azından intihar riskini 8.5 kat azaltıyor ki bu büyük ve önemli bir rakam. Birçok hastalıkta; kalpte, tansiyonda, şeker hastalığında kullanılan ilaçların ölüm riskini azaltması zannederim bu kadar çok değildir yani.

Hasta: Belki reklamını yapıyor gibi olacak da lityumun :)

Psikiyatrist: Lityum para kazandıran bir ilaç değil. 7-8 liralık bir şey, reklamı olmaz :)

Hasta: Yani şeyi çözemiyorsun, içindeki durumun ne olduğunu bilmiyorsun. Programı kapatmak için intiharı bir çözüm olarak düşünüyordum. Ama lityum bana şöyle bir kapı açtı; “Programı kapatma, programı çöz.”

Psikiyatrist: Aa çok ilginç!

Hasta: Yani şurada ortalama 70 yaşına kadar yaşayacağız inşallah. O nedenle programı çözmek ve düzeltmek gerek. Yani lityum bunu gerçekten başarttı bana, bu bir anda olmadı.

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Dediğim gibi, önceden bir kitap açardım, manideysem ya da hipomanideysem dikkatim dağılırdı, kitabı kapatırdım. Depresyondayken okuduğumu anlamazdım. Ama lityumdan sonra Stephen Hawking’in yazdıklarından tutun da bir sürü kitap okudum. En son beyinle ilgili bir kitap okudum ama…

Psikiyatrist: “Yeni Cesur Beyin” mi?

Hasta: Yok o değildi.

Psikiyatrist: Bir psikiyatrist mi yazarı?

Hasta: Bir nörolog yazmış.

Psikiyatrist: Bilmiyorum.

Hasta: Lityumdan sonra o tür şeylere de odaklanmam arttı. Dikkatim, motivasyonum normal seviyelere geldi. O zamanda şunu anladım; “Bu donanımsal bir sorun ve üstesinden gelebilirim, kapatmaya gerek yokmuş.” Kendini tanıyorsun yani, “Ne olduğunu düşünme ne olduğunu bil.” derler ya. Lityumdan önce ne olduğumu düşünüyormuşum, lityumdan sonra ise ne olduğumu bilmeye başladım.

Psikiyatrist: Çok iyi.

Hasta: Yani Matrix’deki kırmızı hap gibi oldu :)

Psikiyatrist: O da kırmızı lityum da kırmızı :)

Hasta: Güzel bir tesadüf oldu :)

Psikiyatrist: Belki de filmde oraya atıf vardır bilmiyoruz yani :)

Hasta: :)

Psikiyatrist: Çok iyi. Şimdi bir de evlilik kararı aldın; yakın zamanda evleneceksin öyle mi?

Hasta: Evlilik kararını işe yeniden başladıktan 3-4 ay sonra aldım. Konuştuğum kız arkadaşım da benim rahatsızlığımı ve kullandığım ilaçları biliyordu. Onunla birlikte bir şeyleri düzeltebileceğime, onunla yaşlanabileceğime, bir şeyleri birlikte çözebileceğime inandım. Tabii bu intihar öncesi dönemde mümkün değildi. Onda daha kötüydüm, o anı bekliyordum sanki. Mani dönemi gelsin, neşeleneyim ya da hipomani gelsin onu koruyayım. Olay herhangi bir evrede yaşamak değilmiş, o evrelerden sıyrılıp o evrelerin en olurunu görmekmiş. Yani 4 farklı kendim görüyorum geçmişe bakınca. Ama şu an o 4 farklı dönemimden daha farklıyım.      

Psikiyatrist: 4 kendin derken neleri kastediyorsun?

Hasta: Ağır depresyon, depresyon, mani ve hipomani. 4 farklı şey görüyorum ve o 4’ünde de gözümü kapatıp hayal edince o anlara gidebiliyorum. Ne yaşadığımı, içinden çıkamadığım şeyin ne olduğunu görebiliyorum. Yani bu şeye benziyor; denizin içindeyken nereye gideceğini kestiremiyorsun, yüzüyorsun ama kumsaldan bakınca hangi yöne gidebileceğini ve neler yapabileceğini kararlaştırabiliyorsun.

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Derin noktalara gidiyordum bazen. Ama şimdi denizde değilim. Hı istesem denizdeki gibi yüzebiliyorum yine depresif düşünürsem. İnsanların zaten tavsiyeleri oymuş.

Psikiyatrist: Nasıl?

Hasta: Ya işte “üzülme”, “kafana takma”, “niye böyle yapıyorsun?” gibi. Onlar hep bir şeyleri kafamıza taktığımızı düşünürler. Aslında öyleymiş.

Psikiyatrist: Nasıl?

Hasta: Etraftaki insanların söylemlerinden çok bunalıyorsun. Çözemediğin ama içinde seni problemlere doğru sürükleyen bir şeyler var sanki. Ben bunu gördüm, problemin içindeyken göremiyoruz ama lityum bizi çıkarıp yukarıya da düzenleyip insanların kişiliğini de değiştirebiliyor.

Psikiyatrist: Bu çerçevede şimdi evlenme kararı aldın ve yakın zamanda evleneceksin.

Hasta: Aynen.

Psikiyatrist: İnşallah her şey yolunda gider.

Hasta: İnşallah.

Psikiyatrist: Senin bugün sormak veya eklemek istediğin başka bir şey var mı?

Hasta: Tek sorunum uyku.

Psikiyatrist: Uyku ile ilgili ilaç ekleyeceğim veya mevcut ilaçları düzeltebiliriz. Ketiapin yetmiyor mu?

Hasta: Yok yetiyor.

Psikiyatrist: Peki sorun olan şey nedir şu safhada?

Hasta: “Uyku kayması” var. Bazen arkadaşlarla gece çıkıyoruz. Uyku saatim gecikebiliyor. Onlar sabah yine her şeye normal devam edebiliyorlar ama bende o olmuyor. Sabah uyanamıyorum, tek sıkıntım o. Ama 11’de uyuyup 7’de uyanırsam hiçbir sorun olmuyor.

Psikiyatrist: Anladım. Şunu fark ettin herhalde, en geç 11’de uyumak bu hastalık için kritik.

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Buna aslında diğer insanlardan daha fazla dikkat etmek gerek. Mesela bir reflü hastasının akşam saat 9’dan sonra fazla sıvı almaması, sigara içmemesi veya yastığını hafif yüksek tutması reflü olmaması için gereklidir. Bu da öyle bir şey aslında. Erken yatmadığında ertesi günün kötü geçeceğini, uykunun azalacağını ve bunun seni daha öfkeli kılacağı veya hipomaniye yatkın tutacağının farkında olmak gerek. Veya fazla uyuduğunda ertesi günün yavaş, kötü ve depresif geçeceğini bilmek gerek. Burada önerilen şey, uyku düzenini bozmamaktır. Eğer o an keyifli bir ortamdaysan bile bir mazeret sunup o ortamdan çıkmak ve uyumak gerekir.

Hasta: Evlilik konusundaki en büyük umutlarımdan biri de o aslında. “Düzenli” bir hayat… İnsan bekarken çok da düzenli bir hayatı olmuyor.

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Uykumu düzeltirsem artık bir sıkıntımın olmayacağını düşünüyorum. Mesela bazen sabahları uyanmak için ilaçları almadığım günler oldu. Onda hemen hissediyordum şeyin etkisini. Aşırı bir öfke oluyordu…

Psikiyatrist: İlacı almadığında mı yoksa uyku uyumadığında mı?

Hasta: İlacı almayıp az uyuduğumda.

Psikiyatrist: Hı hı. Nasıl oluyor, ne hissediyorsun?

Hasta: Birincisi, öfkeli oluyorum ya da tahammülsüzlük oluyor.

Psikiyatrist: Daha çok öfkelendiğini görüyorsun.

Hasta: Aynen. Bundan 3-4 yıl öncesinde bunların normal şeyler olduğunu düşünürdüm. Ama artık biliyorum.

Psikiyatrist: Bunun hastalıkla birlikte uykusuzluğun ortak bir sonucu olduğunu biliyorsun.

Hasta: Aynen. İçerde bizi yöneten bir şey var yani.

Psikiyatrist: Ve az uyursak o yöneten şey bozuluyor :)

Hasta: Aynen :)

Psikiyatrist: Çok iyi.

Hasta: Onun da talepleri var tabi. “Yeteri kadar dinlen, aç kalma.” diyor. Özellikle lityumda aç ve susuz kalmaması gerek.

Psikiyatrist: Hı hı.

Hasta: Mesela çok su kaybedince ter olarak etkisini görüyorum. Eskiden o kadar değildi. Hemen bir baş ağrısı çöküyor.

Psikiyatrist: Hı hı. Kandaki lityum düzeyi yükseliyor o sırada. Ona bağlı olarak olumsuz etkiler gözlenebiliyor.

Hasta: Aynen, ona dikkat etmek gerek. Ben de su veya çayı çok tüketiyorum. O yüzden pek bir sıkıntı yaşamadım.

Psikiyatrist: O zaman lityumu 3 tane almaya devam edelim.

Hasta: Onu sabah kısmında 2 tane alsam olur mu?

Psikiyatrist: Tabi tabi, sabah 2, akşam 1 alabilirsin.

Hasta: Tamam, çok iyi olur.

Psikiyatrist: Birde kan düzeyini ölçtürelim. Sabah lityumu almadan saat 8-9 civarı kan düzeyini ölçtürebilirsin. 0.8 ile 1.2 arasını tutturursak o zaman hem maniye hem de depresyona karşı korumuş oluruz.

Hasta: Yükselmesi nasıl etkiler?

Psikiyatrist: 2’ye doğru yükseldiğinde ciddi sorunlar olur. Yani 1.2’nin üstünü biz riskli buluyoruz.

Hasta: Ya onu da tanıyabilmek açısından soruyorum.

Psikiyatrist: Tabi ki sorabilirsiniz. Bu çok önemli bir bilgi. 1.2’den sonra yavaş yavaş parmaklarda titreme gibi belirtiler olabilir veya bellek kaybı vs. gibi şeyler olabilir. Biz 1.2’den sonra yükselmemesini istiyoruz. 2’den sonra ise ölümcül dahi olabilir. 2’den sonrası çok daha riskli, onlara dikkat etmek lazım. Onun dışında bir sorun yok. 0.8 veya 0.6’nın altında olduğunda da koruyuculuk değeri kalmıyor yani özellikle 0.8’in altında maniye karşı korumuyor. 0.6’nın altında ise depresyona karşı korumuyor. Dolayısıyla günde 2 tane lityum alan çoğu hasta 0.6’nın altında kalıyor ve koruyuculuk açısından kritik bir fark olmuyor, ona dikkat.

Hasta: Uyku konusunda ne yapalım?

Psikiyatrist: Uyku için melatonin doğal hormon, onu söylemiştim. Eğer ketiapinle yeterince uyuyamama riski oluşursa melatonin ekleyebilirsin.

Hasta: Çok uyuma sorunum var, az uyuma gibi bir sorunum yok.

Psikiyatrist: O zaman gerek yok. Burada o zaman tek dikkat edeceğimiz şey zamanında uyumak ve sabah da zamanında kalkmak. Hani evlilik hayatında eşin de sen de belki hafta sonları geç kalkmak istersiniz ama yine de sen erken uyanmaya dikkat et. Yani önlemlerimizi alalım. Çünkü böyle durumlar ister istemez uykunu bozar ve bu da hafta içine yansır, böylece ruh halini etkiler dolayısıyla evliliğinizin akışı da bozulabilir.

Hasta: Tabii.

Psikiyatrist: Ona dikkat yani. Önerilen şey, hafta sonları da mümkün olduğu kadar hafta içindeki gibi bir ritimle yaşamak. Bu hastalığın için özellikle önemli. Aslında hepimiz için böyle de, ama bu bipolar hastalık için ayrıca önemli. Uykuyu kısmamak ve ritmi bozmamak çok önemli.

Hasta: Bir de hocam bir şey soracağım. Ufukta ilaçlara devam etmek gözüküyor. Bunun uzun vadede başka organlara bir etkisi olur mu?

Psikiyatrist: İlaçların etkisi mi?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Lityum’un özellikle böbrek ve tiroid bezi üzerinde olumsuz etki yapma riski var. Onun için de zaman zaman böbrek fonksiyon testleri yaptırmak lazım. 6 ayda bir gibi sürelerle tekrar gözden geçirmemizde fayda var. Tiroidi ölçtürebiliriz, onlara bakacağız. Onun dışında diğer ilaçların, ketiapin ve duloksetinin özellikle organlara hasar verici bir durumu yok. Ama lityumu kullanırken dikkat etmek gerek...

Hasta: Bu şey gibi, makinanın parçalarının bizi uzun süre götürmesi gerek :)

Psikiyatrist: Kesinlikle haklısın.

Hasta: Gerçi ben bunu pek göz önünde bulundurarak yaşamadım ama…

Psikiyatrist: Olsun yine de çok önemli bir şeye değindin, teşekkür ederim. Lityum özellikle böbrek ve tiroid hastaları için dikkatle davranmamız gereken bir ilaç. Bu nedenle 6 ayda bir gerekli kontrolleri ve testleri yaptırmak önemli.

Hasta: Hı hı.

Psikiyatrist: Başka bir sorun var mı?

Hasta: Başka bir sorum yok hocam.

Psikiyatrist: Bu aldığımız ses kaydını kimlik bilgilerini içermeyecek şekilde yazıya döküp internet ortamında ve kendi web sitemizde yayınlamayı düşünüyoruz. Buna onay veriyor musun?

Hasta: Onay veriyorum hocam. Umarım birilerinin ufkunu açar, birilerini tetikler fark oluşturmak için.

Psikiyatrist: Teşekkür ederim. Belki uyku uyanıklık ritminin önemini hekimlere anlattığımız toplantılarda ses kaydı olarak da kullanmamıza müsaade eder misin? Yoksa sesi kullanmayalım mı?

Hasta: Kullanılabilir aslında hocam. Sonuçta bu bir hastalık ve ben de çözümümü bulduğumu düşünüyorum. Bunu insanların duymasında bana göre bir sakınca yok.

Psikiyatrist: Peki teşekkür ediyorum.

Hasta: Rica ederim hocam.

 

ok Okunan Hasta ykleri
  • Bipolar bozukluk hastasının sorularına psikiyatristin cevapları

  • Temizlik hastalığı nedeniyle hayatı çok güçleşen hastanın öyküsü 1

  • Bipolar bozukluğu olan genç erkek hasta ile psikiyatristin görüşmesinden notlar 1

  • Bipolarda Hamilelik ve Artmış Cinsel Dürtü

  • OKB Hastasının Görüşmesinden Notlar